Andy Kaufman ve Taklitleri

Survivor adlı yarışma bir çok ülkede yayınladığı her dönem reyting rekorları kırıyor.

İngiliz dilinde reality show diye tabir edilen konseptin en başarılı uygulamalarından birisi olduğu şüphe götürmez bir gerçek.

Bizim buralarda bu işi sempatik tavırları ile tanınan muhtemelen cumhurbaşkanı adayı olsa Cem Uzan’dan fazla oy alacak Acun Ilıcalı götürüyor. Bilmem nedendir ama Acun’un yaptıkları bana Amerikalı showman Andy Kaufman’ı hatırlatıyor. Kaufman’dan farkı programlarında özne olarak kendisini değil seçtiği kişileri kullanması ve ön plana çıkarması.

Önce Kaufman’ın kim olduğundan başlayalım

Aslında en detaylı bilgiyi kendisini Jim Carrey’in canlandırdığı ve hayatının anlatıldığı Man on the Moon (Aydaki Adam) filminden edinebilirsiniz.

Andy Kaufman, Bazılarına göre akli dengesi yerinde olmayan şöhretin şımarttığı biriyken, kimilerine göre de komik bir dahi olarak nitelendirilen nev’i şahsına münhasır bir show insanı.

En önemli özelliklerinden birisi sahneye çıktığında ciddi şekilde durmasına rağmen insanları kahkahaya boğmasıydı.  Aslında benzerlerinden farkı şuradaydı; bir çok güldürükçü (stand-up komedyeni) sahneye çıktığında komik olan olayı ya da karakteri anlatırken Andy Kaufman, komik olan karakteri canlandırırdı. İşte bu yüzden sahnede gerçek Andy Kaufman’ı göremeyen izleyiciler ilerleyen yıllarda koyduğu işlerde bu adam rol mü yapıyor yoksa gerçek mi sorusunu sormaktan kendilerini alamamışlardı.

Misal kariyerinde tanınma noktası olan Taksi adlı dizide canlandırdığı utangaç göçmen karakter (Latka) o kadar çok beğenildi ki çıktığı her sahnede seyirciden yoğun istek aldı. Fakat bu kadar ilgiye rağmen Andy, ”ben bir komedyen değilim, şovmenim” diyerek bu istekleri çoğu zaman geri çevirmiş ve bu dizinin ikinci sezonunda da  sırf bu yüzden rol almamıştı.

Utangaç göçmen Latka’dan sonra o kadar absürd gösteriler yapmıştı ki uyku tulumuyla sahneye çıkıp gösteri boyunca uyumak, sahneye çıkıp hiç konuşmadan izleyicileri izlemek, kadınlarla ciddi ciddi güreş tutmak, sahneye çıkıp bütün bir gösteri boyunca kitap okumak, tüm seyircilere kurabiye ve süt dağıtmak (bu arada hatırlatırım Acun Ilıcalı da pizza dağıtmıştı), talk show programlarında diğer konuklarla kavga etmek ve oyun esnasında rolden çıkıp sahne arkadaşlarını dahi zor durumda bırakarak oyunu bırakmak bunlardan bazılarıydı.

Yazının başında Acun ve Kaufman arasında benzerlik kurdum fakat ona gelmeden önce Ali Sunal’ın sunuculuğunu yaptığı Güldür Güldür programında ünlü olan yeni dönem stand up komedyeni Cihan Talay’da Andy Kaufman’ın stand-up hallerini rahatça gözlemleyebilirsiniz. Yine misal Okan Bayülgen’in talk show’larında programa bağlanan izleyicilere takındığı itici tavırlar Andy Kaufman’ın izleyicilerine takındığı tavırlarla ciddi benzerlikler gösterir.

Acun Ilıcalı’nın durumu biraz farklı. Acun moto-mot taklitten ziyade bilerek ya da bilmeyerek Andy Kaufman’ın yöntemini kopyalayıp başarıyı buldu diyebiliriz. Elbette Andy Kaufman gibi düzenlediği yarışmalarda kadınlarla güreşerek şampiyonluğunu ilan etmedi ya da talk show programlarında ciddi kavgalar çıkartmadı ama onun farkı bu yöntemleri yarışmacılarını kullanarak yapmasıydı. Örneğin Sahra ve Berna isimli Survivor yarışmacılarını boks ringine sokup dövüştürmesi bu durumun bariz bir örneğiydi. Ya da Adem ve Turabi isimli yarışmacıları ringe sokmak için altyapıyı hazırlaması ayrı bir köylü kurnazlığı örneğiydi ki söylemeden geçmeyelim.

Dönelim yazının kahramanına. Andy Kaufman bir dehaydı çünkü izleyiciler hiçbir zaman onun rol mü yaptığını ya da gerçekten mi bu hallere büründüğünü anlamadı. Mesela sahnede bir hikaye anlatırken hüzünlü bir ifadeyle “komik olmaya çalışmıyorum şu an çok ciddiyim” diyerek izleyicileri çelişkiye düşürüp abandone ederken iki dakika sonra kahkahalara boğabiliyordu ve yüzündeki hüzünlü ifadeyi hala koruyabiliyordu. Öldüğü zaman bile izleyicilere oyunlar oynamaya devam etti. Kendisinin ölmediği ve 20 yıl ortadan kaybolduktan sonra tekrar sahneye çıkacağı söylentisini ölmeden evvel organize ederek hayata bir pandik daha attı ve muhtemelen gülerek gözlerini yumdu.

Kısacası, Kaufman izleyicilerle dadaist bir tavırla dalga geçerken onu taklit edenlerin çoğu bunu reyting avcılığı zannetti. Amerikan Televizyonlarında Jerry Springer Show ve bizim televizyonlarımızda rahmetli Savaş Ay’ın ya da Ayşe Özgün’ün Levent Oran’ı konuk aldığı programlar bunların örnekleriydi. Maalesef bu pespayelik Acun Ilıcalı’nın Survivor tipi programları ile de ilişkilenir hale geldi. Her sezon illaki birilerini kavga ettirip reyting toplayan ve TV serüvenini sürdüren Ilıcalı, bu tarzıyla hayatının sonunda Andy Kaufman gibi hayata ve izleyicilere değil de sanki kendisine pandik atacak gibi duruyor.

Bir hikaye ile yazıyı sonlandıralım.

Gencin birisi uzun süredir flört ettiği sevgilisinin gözlerine bakar ve der ki: ”Seni çok seviyorum, benimle evlenir misin?”

Kız büyük bir sevinçle ”Elbette sevgilim” diye cevap verir.

İki sevgili mutluluk içinde sarmaş dolaş yollarına devam ederler ve bir süre sonra erkek garip bir şekilde sessizliğe gömülür. Beş on dakika sessiz kalınınca kız sevgilisine dönerek ”Canım ne oldu niye bir şey söylemiyorsun” diye sorar.

Erkek tekrar kızın gözlerinin içine bakar ve cevap verir:

”Dürüstçe cevap vermem gerekirse sanırım söylemem gerekenden de fazlasını söyledim”…

Hikayenin konuyla bağı şu;

Söylenecek her şeyi söyledikten, yenecek her herze yendikten sonra geriye pespayelik ve yalan dolana bürünmüş mazeretlerden başka hiçbir şey kalmıyor.

Andy Kaufman ”Bana mı gülüyorsunuz yoksa anlattıklarıma mı?” sorusunu sorduğunda izleyicisi ile ölümünden sonra bile olsa yüzleşeceğini hissettirirken son sözünü de ölümü üzerinden parmak atarak söylemişti.

Sözün özü Andy Kaufman hayat dediğimiz bu serüvenin bir oyundan ibaret olduğunu fark etmiş ve onu sahnede zannettiğimizde aslında o çoktan inmişti. Muhtemelen elinde süt ve kurabiyesiyle izleyici koltuklarından hem oyunu hem de izleyicileri gülerek seyretmişti.

Acun Ilıcalı’nın vefası ve dostluklarına verdiği değeri biliyoruz, hissettiriyor. Fakat Kaufman gibi yaptığı işlerle ilham kaynağı olup televizyonculuk tarihine mi geçecek ya da ithal ettiği programlarla reyting peşinde ne varsa söyleyip tüketmeye devam mı edecek bunu bize zaman gösterecek…

Vesselam…