Atom Bombası’nın Hikayesi – Manhattan Projesi

manhattan projesi

6 Ağustos 1945 tarihinde A.B.D Little Boy isimli küçük bir nükleer bombayı Japon şehri Hiroşima’ya attı. Ortaya çıkan patlama sonucu 120 ile 140 bin arasındaki japon yurttaşın ölümüne sebep oldu. Nükleer silahların geliştirilmesi ve patlamanın yankıları bu can kayıplarının çok ötesine geçmiş olsa da dünya çapında nükleer silahlanma yarışı elli yıl boyunca sürmüştür ve belli ölçüler içerisinde günümüzde de devam etmektedir.

Nükleer bomba Manhattan projesi olarak da bilinen çok gizli bir program kapsamında geliştirilmiştir. Bu projede çalışanlardan bazıları 20. yüzyılda yaşayan en zeki insanlar olarak görülmekteydi. manhattan projesinde çalışan Niels Bohr  ve Enrico Fermi gibi bilim insanlarının önemli bir bölümü ABD ile savaş halinde bulunan Mihver devletlerinden transfer edilmişti. Nükleer silahların geliştirilmesinde ki asıl motivasyon kaynağı Nazilerin kendi nükleer silahlarını geliştirip test ettiklerine ilişkin korku oldu.

einsteinAğustos 1939’da ünlü bilim adamı Albert Einstein ABD’nin başkanı Frank Roosevelt’e bir mektup yazarak Nazi Almanya’sının uranyumdan bir atom bombası geliştirebileceği konusunda ciddi korkuları olduğunu bildirdi. Einstein başkana Nazilerin elinde böylesi bir bombanın olmasının sonuçlarının hayal dahi edilemeyecek kadar kötü olabileceğini söyledi. ”Bir kayıkla taşınabilen ve bir limanda patlatılabilen bu türde tek bir bomba tüm limanla birlikte çevresindeki tüm toprakların bir kısmını havaya uçurabilir” diye yazdı. II. Dünya savaşı arifesinde Avrupa’dan gelen haberler kötüleştikçe Einstein daha fazla korkuya kapılmıştı.

Einstein’in mektubu Roosevelt’e bir uyarı niteliği taşıyordu. ama Einstein’in bile düşünemediği bir sonuca yol açtı. Başkan Roosevelt eğer Nazi Almanya’sı böyle bir silah geliştirecekse, erken davranıp Amerika Birleşik Devletlerinin bunu gerçekleştirmesinin daha akıllıca olacağına karar verdi. ABD’nin 1941’de savaşa girmesinden bile önce Amerikan hükümeti uranyumun askeri potansiyelini ortaya çıkarmak için çalışmalara başlamıştı. Japonların gerçekleştirdiği Pearl Harbor saldırısından sonra bu program Manhattan Projesi olarak lanse edildi. New Mexico ‘da insanlardan uzak bir alanda yıllarca süren bir çalışmalardan sonra Müttefik bilim adamlarından bir ekip sonunda 1945 yılında Atom bombasını mükemmelleştirdi.

Savaş sırasında en yoğun zamanda Manhattan Projesi, dünyanın en üst düzey bilim adamlarının yüzlercesini bir araya getirdi. Büyük bilimsel kafaların böylesi bir buluşmasının daha önce bir benzeri gerçekleşmemişti. Einstein gibi çoğu bilim adamı Nazi işgali altındaki Avrupa’dan kaçmıştı. ABD hükümeti bomba çin yaklaşık 20 milyar dolar harcamıştı.

Bombanın 1945 yılında Hiroşima ve Nagazaki şehirlerinde kullanılmış olması Japonya’nın sanayi anlamında önem taşıyan iki şehrini kaybetmesi anlamına geliyordu. Bomba Japonları boyun eğmeye zorlamıştı. Nagazaki’nin bombalanmasından birkaç gün sonra Japonya teslim olmayı kabul etti. 1945 yılında atom bombasının kullanılması hala tartışmalı bir konudur. O zamanlar Dwight D. Eisnhower’ın da içinde bulunduğu bazı generaller bombanın kullnılmasının gereksiz olduğu ve ABD’nin şöhretini lekeleyeceğini savunuyorlardı. Diğerleri ise savaşın sonunu çabuklaştıracağını düşündüler. Einstein dehşete düşmüştü ve savaştan sonra atom bombasının yaptığı tahribat yüzünden Başkan Roosevelt’i bilgilendirdiği için pişman olduğunu itiraf etmiştir.

II. dünya savaşı sırasında atom bombasının kullanımı hakkında tartışmalar halen devam etmektedir. Karşı olanların önemli savlarından birisi de Atom bombasının kullanımını Soğuk Savaşın başlama sebeplerinden biri saymalarıydı. Bu olayla birlikte Sovyetler kendi nükleer cephaneliğini oluşturmaya başlamıştı. Hatta bu olayla alaklı olaak New mexico’daki manhattan Projesinde görev alan İngiliz bilim adamlarından biri olan Klaus Fuchs, sonrları Sovyetler Birliğine bilgi sızdırdığını kabul etmişti. Kısmen Fuchs ve diğer ajanlar tarafından sağlanan bilgilerle Sovyetler ilk Nükleer denemslerini 1949 yılında gerçekleştirmiş ve iki kutuplu dünyanın demir perdesini 1989 yılında tekrar açana kadar kapatmıştı.