Başkanlık Sistemi ve Ölü Doğmuş Ebeveynler

Çocukken öğüre öğüre yerdim pırasayı. öyle kokuyor işte bu yazı. Pırasa sevmiyorsan belki de hiç okumaman lazım. Cemil Meriç var aklımda, bir de Cellini. Ne diyordu papa idamı istenen Cellini için; ‘Bizim kanunlarımız avam için vardır dehalar için değil

Hep söylemişimdir, iki şey kolay farkedilir; zeka ve ebleklik. Good Will Hunting filmini izlediniz mi bilmem. Filmdeki Will Hunting gibi insanlar belki de hakikatten vardır. Zekasını kamufle edip bir ayıpmışçasına saklayabilen insanlar yani. Nereye kadar saklayabilirler peki? Acaba zekâ dediğimiz ve bazı çocuklarda ayıplı bir malmış gibi saklanan şey, zuhur edemedikçe kıvranır, kıvrandıkça sıradanlaşır ve sonunda intihar ederek eblekleşir mi ki ?

Kimbilir belki de sadece bebekler ölü doğmuyor bu ülkede. Toplum eblekleştikçe ebeveynleri de ölü doğuyor ve çocukları da öksüz olmadan öksüz kalıyor olabilir mi ?

Misal, bence eblekleşmenin en sık tezahürü tembellik ve kolaycılık. Kopya çeken öğrenciler, iş yapar gibi görünüp kaytaran çalışanlar, hatta en olmadı şans oyunları ile kısa yoldan zengin olma hayali kuran aylaklar… Bunların hepsi eblekleşmeyi içselleştirmiş kitlelerin yani ölü doğan ebeveynlerin alışkanlıkları değil midir ?

Ne yazık ki bu ebleklik hali, çokbilmişlik ve hamasetle harmanlandığında ortaya grotesk bir özgüven hali de çıkıyor. Eskilerin cahil cesareti dediği şeyde bu zaten. Bu grotesk özgüven hali, şehirli olsun köylü olsun hiç fark etmez, olmamışlığın hırsıyla kategorik muhalefet yapıp empatiye uzak duran insan profilini ne de güzel kalıba döküyor.

Bu kalıptan çıkan kişi polemiği sevip öğrenmekten uzak durur, övülmekten keyif alıp eleştirilmekten ızdırap duyar, kısacası ziyafeti sevip bulaşıktan kaçar ki bir toplumda bu semptomların görülme sıklığı toplumsal eblekleşmeye apaçık delildir.

En acısı da yaratıcı zekalar oralardan türemez ve türemiyor…

Belki de kimselere haksızlık yapmamak gerek. Çünkü tüm bu eblekleşmenin sıradanlık / kolaycılık halleri kucağımızda bulduğumuz memetik bir mirasta olabilir. Yani taklit edilerek nesilden nesile aktarılan içine doğulan bir alışkanlıklar dizini. Örneğin tüm bir ömrü tek bir kitap okumadan geçiren ebeveynlerin, koskoca bir üniversite hayatını yine tek bir kitap okumadan bitiren çocuklarına bıraktığı entelektüel tembellik mirası, memetik bir miras olabilir mi?

Memetik yada değil böylesi bir özgüven ve entelektüel tembellik ile çevrelenen mental konfor içerisinde yatağını toplamadan sofrayı kaldırmadan çöpü dökmeden yani üstüne düşeni yerine getirmeden politize olan kitleler, bir süre sonra düşünmekten imtina eden entelektüel tembellikten (IQ), yaptığını düşünmeyen duygusal tembelliğe (EQ) doğru evriliyorlar. İşte böylece eblekleşme sürecini tamamlamış oluyorlar ve ölü doğan ebeveynlere merhaba der hale geliyoruz

Şimdi diyeceksin ki sen bu konuyu başkanlık sistemine nasıl bağlayacaksın;

O zaman dinle bakalım çocuk, bir defa İster Evetçi ol İster Hayırcı neyi oyladığını bilmiyorsan eğer, sende de grotesk bir özgüven hali var demektir. Çünkü bilgi sahibi olmadan edindiğin fikirleri doldurduğun partizan kafayla bu ülkenin geleceģini oylarken en ufak bir şüphe yada kendini sorgulama hali dahi duymuyorsun !

Misal Hayır diyorsan ve sadece Erdoğan karşıtı olduğu için Hayır diyorsan aslında nefretin mantığını gölgelemiştir ve verdiğin oy ile kendine itiraz ediyorsundur ama farkında değilsin.

Yada Evet diyorsan ve sebebi sadece Erdoğan hayranı olman ise sempatin mantığını gölgeliyordur ve verdiğin oy ile kolaycılığını onaylıyorsun demektir ve bunun da farkında değilsin.

İşin özü yavrum, senin gelişin kötü bir kere. Çünkü hem öksüz büyümüş bir çocuk ve hem de ölü doğmuş bir ebeveynsin. Senden olacak çocukda öksüz kalacak maalesef hemde sen kanlı canlı nefes alıp verirken…

Evet derken de sen haklısın, Hayır derken de. Sen hep mazlumsun, hep senin hakkın yenmiş ve dünyanın tüm komplo teorisyenleri senin mutluluğunu ve başarını sabote etmek için biraraya gelmiştir aslında…

Ve elbette sen oy vereceksin ve biz kurtulacağız değil mi ?

Devrimci ahlakından, Müslüman kültüründen, Türk misafirperverliğinden ve hatta Anadolu’nun kadim medeniyetlerinden bahis açmak kolay. Ebleksin, ezberlersin, konuşursun. Seni kim engelleyebilir ?

Halbuki bizler hepimiz, bir toplum olarak ölü doğan ebeveynlerin mezarlığında ıslık çalarak geziniyoruz. Cesaretimizin tek dayanağı pervasızca çaldığımız ıslıklar

Kimbilir belki de Evet yada Hayır demeden önce ıslık çalmayı da öğrenmek lazım en azından çıkarttığımız gürültülere melodik bir hava vermiş olmaz mıyız?