Dağlara Taşlara Duyurulur, Seçimler Yaklaşıyor…

Son günlerin en popüler konusu doğal olarak yaklaşan seçimler.

Bildiğiniz üzere yeni bir seçim sistemi ile karşı karşıyayız.

Bundan önceki seçimlerde her partili kendi adayının ya da partisinin neden daha iyi olduğunu anlatmaya çalışırken diğerlerinin neden oy atılmayacak kadar kötü bir seçenek olduğunu anlatmaya çalışırdı.

Öyle ki seçim sathına girildiğinde insanların birbirleriyle olan ilişkileri dahi değişir olurdu.

Fakat yeni sistemde işler biraz değişti. Artık cumhurbaşkanı adayı için başka, parti için başka oy kullanabiliyoruz.

Fakat bana kalırsa hala bir şeyler eksik kalmış gibi görünüyor.

Bir defa her şeyden önce, madem Cumhurbaşkanı ortak aday olarak çıkabiliyor o halde bu ortaklaşmayı neden liderler değilde seçmen belirleyemiyor ?

Zihin jimnastiği ile konuyu daha da netleştireyim.

Derinlemesine baktığımızda her seçim aynı zamanda başka bir şeyden vazgeçmek anlamına gelir. Çünkü sadece bir partiye ya da adaya evet diyebiliyoruz. Tıpkı sosyal medya sitelerindeki beğen butonu gibi.

Sosyal Medya sitelerinden örnek verdik ama eksik vermeyelim. Örneğin Facebook’ta herhangi bir gönderiyi beğendiğiniz gibi beğenmeme lüksüne de sahipsiniz. Yani dislike butonuna basarak hoşnutsuzluğunuzu da ifade edebiliyorsunuz. Peki aynı yöntem cumhurbaşkanlığı seçimi için niye geçerli olmasın?

Kimin en çok oy aldığı kadar kimin en çok hoşnutsuzluğu da çektiğini öğrenmek faydalı bir bilgi olmaz mıydı?

Bir hikaye anlatayım da konuyu biraz eğlendirici hale getirmiş olayım;

Adamın biri yolda yürürken tökezleyerek kıçının üstüne düşmüş. Oradan geçen biri koşup yardımına gelmiş ve yerden kaldırmış. Düşen adam kendisine yardım eden adama minnetle gülümsemiş ve ”size nasıl teşekkür edebilirim?” diye sormuş.

Yardımsever adam gülümsemiş ”Ben filan partinin lideriyim. İlk seçimde bizim partiye oy verirsin olur biter”

Düşen adamın suratı asılmış : ”Beyefendi Allah’a şükür yere düşünce kıçımı taşa vurdum, başımı değil!

Maalesef yeni sistemde seçmen olarak istemesek de başımızı taşa vurmak zorundayız. Çünkü beğenmediğimiz bir parti ile sırf liderimiz öyle istiyor diye ittifak yapmak zorunda kalıyoruz. Yani kararı seçmenler değil liderler alıyor.

Hadi diyelim bundan önce de vekil adayları temayül yoklaması komedisiyle güya parti içi demokrasi denilen ucube bir sistemle belirleniyordu. Zaten bu durumu lider sultasının önüne geçemediğimiz için kabullenmiştik.

Bari seçmenin kiminle ittifak yapacağını ya da yapmayacağını bırakın seçmen kendisi belirlesin. Ya da en azından fikrini sormak sizce de nezaketli bir davranış olmaz mıydı?

Neden misal, cumhur ya da millet ittifakının parti bileşenleri seçmenlere sorulmadan oluşturuldu? Hangi partiyle ittifak yapmak istiyorsun ya da istemiyorsun sorusu seçmenlere niye sorulmadı?

Halbuki çözüm çok zor değildi.

Örneğin yeni sistemde meclis seçimleri başkanlık seçiminden daha önce yapılabilirdi. Bu seçimde her seçmen seçtiği partiye oy attığı gibi aynı oy pusulasında eğer başkanlık seçiminde ittifak yapacaksan şu partiyle ittifak yapmanı istiyorum diyerek ikinci bir seçim daha yapabilirdi.

Böylece daha demokratik bir yapı ortaya çıkmaz mıydı?

Çünkü her parti kendi seçmenine yönelik bir taban yoklaması da yapmış olurdu. Şehir, bölge ve ülke çapında seçmenlerinin eğilimini de daha iyi analiz etme şansları olurdu.

Buna rağmen hala seçmen eğiliminin aksine ittifak yapacaksa da en azından seçmeninden alacağı tepkiyi de öngörebilirdi.

Peki bizim siyasetçiler böylesi bir yöntemi denemeyi neden akıllarına dahi getirmezler?

Kim bilir belki de çıkan sonuçların herkesi eşekten düşürtecek kadar şaşırtıcı olacağından korkuluyor. Halbuki sonuçları ne kadar şaşırtıcı olursa olsun buna benzer bir uygulama uzlaşma kültürünü ciddi anlamda geliştirirdi.

Böyle bir seçim sürecinde birinci ya da ikinci gelen partinin kendi seçmeninin ittifak seçeneğini de dile getirmiş olması bu partilerin siyaset yapma alışkanlıklarını da ciddi anlamda değişime zorlardı.

Belki de sonuçları değerlendiren partiler cumhurbaşkanlığı seçiminde daha birleştirici adaylarla yarışa girerlerdi.

Ya da en azından ittifak yapacakları partiyi seçmene daha uyumlu seçerlerdi.

Hatta seçmenin ikinci seçeneği olarak alternatif dahi olmayı yeteri kadar başaramamış partiler kendilerini  yani kadrolarını yenilemekten başka bir çıkışta bulamazlardı.

Hülasa, yeni bir sistem olmasına rağmen kıçımızla birlikte başımızın da dağlara taşlara çarptığı bir seçim daha yaşayacağız.

Çünkü eskiden sadece vekil adayları sorulmazdı şimdi adaylarla birlikte ittifak yapacağımız partide bize sorulmuyor.

Seçimler memleketimiz için hayırlara vesile olsun inşallah diyerek yazıyı bitirelim

Vesselam…