İfade Özgürlüğü, Metal Yorgunluğu ve Yaklaşan Seçimler

Düşünce özgürlüğü var mıdır ?

Basit bir mantıkla bakarsak eğer düşünebilme yetisine sahipseniz dilediğiniz gibi düşünebilirsiniz.

Çünkü aslında düşünebilmek için ihtiyacınız olan tek şey, etrafınızda olup biteni gözlemleyip, sözlü ya da yazılı araştırırarak ve tecrübelerinizle anlamlandırarak kurgular üretebilen bir beyne sahip olabilmektir.

Bu durumda düşünce özgürlüğünüzü kısıtlayan başkaları değil bizzatihi kendiniz olursunuz

O halde düşünce özgürlüğü diye kastedilen şey aslında düşünebildiklerimizi aktaramamak olabilir mi ?

Yani düşünce özgürlüğü değil ifade özgürlüğü.

Öyle ki,

İster iş hayatında, ister politikada ya da istersen apartman toplantısında eğer düşüncelerini ifade etmene izin verilmiyorsa, tek başına düşünebilme özgürlüğü bir şey ifade etmeyeceği gibi düşündüğünü ifade edememe depresyon sebebi de olmaz mı ?

Eleştirememek, reddedememek, daha iyisini tahayyül edebildiğin halde aktaramamak mutsuzluğu hatta depresyonu tetiklemez de neyi tetikler ?

Son dönemin en popüler deyimlerinden birisi metal yorgunluğu.

Metal yorgunluğu nedir ?

Sözlük anlamına bakılırsa sürekli olarak çalışan metal malzemelerin dayanıklılığını yitirmesine dendiğini görebiliriz.

İnsanlarda metal yorgunluğu tabiri ise işinde dayanıklı ve başarılı insanların monotonluğa ya da depresyona teslim olarak eski performanslarını kaybetmesine deniyor.

Peki monotonluk nedir ?

Monotonluğun tarifi bir işin aynı tempoda sürekli tekrarlanarak yapılması ve bu durumun getirdiği yorgunluk, yılgınlık ve bıkkınlık olarak yapılabilir.

O halde monotonluk için hakikaten metal yorgunluğunun tartışmasız sebeplerinden birisi diyebiliriz.

Bununla birlikte ifade özgürlüğünün kısıtlanmasına dayalı gelişen depresyon için de metal yorgunluğunun sebebi diyebilir miyiz?

Yani belirli bir amaç için çalışan insanların bir süre sonra düşündüklerini ifade edemediği için depresyona girmesi ve kendisinden bekleneni verememesi.

Seçimler yaklaşırken böylesi ağdalı bir konuya değinmek elbette pek güvenli değil.

Bununla birlikte özellikle AK Parti gibi başarıları ile siyasi tarihimize damga vurmuş bir partinin içinde metal yorgunluğunun bahane edilmesiyle gelişen olaylar silsilesi şaşkınlık verici hal aldı.

Son dönemde özellikle İstanbul belediye başkan adayları diye sosyal medyada yayınlanan listelere baktığımızda nepotizm, adamcılık, hemşehricilik ve kadrolaşmanın nasıl da partiyi ele geçirdiğini rahatlıkla görebiliyoruz.

Halbuki;

güya metal yorgunluğuna çare olarak sunulan kadro yenilenmesi ve değişiminin nepotizme, adamcılığa, hemşehriciliğe ve kadrolaşmaya kapılarını açması maalesef kitleleri heyecanlandıran ve AK Partinin yapı taşı olan dava şuuru ve ruhunu alabildiğine erozyona uğratıyor.

Kimse de bunu göremiyor ya da gördüğünü söyleyemiyor.

Vesselam…