Kan Aktıkça Biraz Sızlıyor – Müntehir Şair Beşir Fuad

besirfuatCemil Meriç Bu Ülke kitabında zikreder Beşir Fuad’ı. Don Kişot için hayalle gerçek arasındaki uçurumu kılıcıyla doldurur derken Beşir Fuat için naaşını uçurumdan fırlatır der. Peki kimdir bu Beşir Fuad?

Beşir Fuad Tanzimat Dönemi’nde bilim, felsefe, edebiyat eleştirisi, biyografi alanlarında eser vermiş sıradışı bir Osmanlı aydınıdır. “Türk edebiyatının ilk denemecisi”, “ilk Türk materyalist”, “ilk biyografici”, “ilk eleştirmen” gibi sıfatlarla anılır. O kadar sıradışı bir adamdır ki ölümün şiirini yazmak için, bileğini kesip, akan kan eşliğinde yazmaya koyulan ve amacına nisbeten ulaşan edebiyat insanıdır…

5 Şubat 1887’de Cağaoloğlu Yokuşu 12 numaralı evde bileklerini keserek intihar etmiştir.İntihara meyil etmesinin sebepleri arasında oğlu Namık Kemal’i bir buçuk yaşında iken 1885’te kızılcık hastalığından kaybetmesi ve Mart 1886’da annesinin paranoyaya kapılıp ölmesinin etkisi olduğu sanılır. Bununla birlikte Beşir Fuad, ölümün şiirini yazmak için yola çıktığını iddia eder. Gerçi şoka girerek 6 cümleden fazla yazamadan bilincini kaybeder ve Eyüp Mezarlığı’na defnedilir ama hikaye burada da bitmez. Beşir Fuad’ın ilginç bir şekilde mezarı  kaybolur ve intiharının hemen ardından İstanbul’da bir intihar salgını da başlar.

Aslında her intihar bir çaresizlik çığlığıdır fakat bu durum Beşir Fuad’ın için geçerli değildir. Onunki bilinçli bir tercihtir. Çünkü intihar edeceğini iki yıl önce Ahmet Mithat Efendi’ye bir mektupla bildirmiştir

İntiharımı fenne tatbik edeceğim; şiryanlardan birinin geçtiği mahalde cildin altına klorit kokain şırınga edip buranın hissini iptal ettikten sonra orasını yarıp şiryanı keserek seyelan-ı dem tevlidiyle terk-i hayat edeceğim. Kan akmakta iken her zaman şiryanı sıkıca tutarak vesair tedbire müracaat ederek muhafaza-i hayat mümkün olduğu halde azmimden nükul etmeyeceğim!

Beşir Fuad, intiharı ile hayatına son vermenin yanı sıra ölüm sırasında hissedilenleri bilimsel bir gözlem olarak kaydetmeyi de amaçlamıştı. İntihar ettiğinde 35 yaşındaydı. Deyim yerindeyse bir edebiyatçı olarak kanının sona damlasına kadar yazmış ve arkasında son olarak şu tasviri bırakmıştı.

”Ameliyatımı icra ettim, hiçbir ağrı duymadım. kan aktıkça biraz sızlıyor. Kanım akarken baldızım aşağıya indi. Yazı yazıyorum kapıyı kapadım, diyerek geri savdım. Bereket versin içeri girmedi. Bundan daha tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum. Kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım. Baygınlık gelmeye başladı”

Yukarıda da belirttiğim gibi Beşir Fuad’ın intiharının hemen ardından İstanbul’da bir intihar salgını başlamıştır. Salgını önleme adına II.  Abdulhamit’in emriyle 11 Mart 1887 tarihinde gazetelerin intihar haberlerini vermesi yasaklandı. Yasak altı ay sonra kaldırıldı.