Kara Lastikler ve Esemsport

Kara lastik nedir ?

Bildiğin lastik pabuçtur. Sanırım artık üretilmiyor.

En önemli özelliği ucuzluğuydu.

Çorapsız giydiğinizde, hele ki yaz aylarında, ayaklarınız yapış yapış ter içinde kalır ve bir süre sonra yara olurdu.

Nerden mi biliyorum? Tecrübeyle sabittir.

Misal, içine çamur girdiğinde cami çeşmesinde suya tutup rahat rahat temizleyebilirdiniz. O denli kullanışlıydı yani.

Yine misal, yıkayıp ayağınıza geçirdiğinizde ayağınız ve plastik taban arasında hapsolan suların adım attıkça çıkardığı sesler zihninize nakşolur kalır. Artık ne ayaklarınızdaki o hissi ne de çıkan o sesi ömür boyu unutamazsınız.

Bir de tabanı çok kalın olmadığı için yoldaki tüm taşları hissedersiniz ayağınızda. Misal o acıda ömrü billah çıkmaz aklınızdan.

Adına kara lastik dendiğine bakmayın. Benim çocukluğumda mavisi, kırmızısı yeşili boldu. Boldu ama bu lastikler aslında bir kültürün aynasıydı. Fukaralık kültürü. Son tahlilde renkleri ne olursa olsun asla bir gökkuşağının renkleri kadar sahici ve mutluluk yüklü değildi.

Ben çok uzun süre giymedim ama köy yerinde büyüyen anam, babam çok giymiş bu lastiklerden. Şehirde büyüyor olmanın verdiği avantajla önce cırt cırtlı Esemsport ayakkabılara sonra ithal markalara çabuk terfi ettim.

Netekim Özallı yıllardı ve sadece memleket değil ayaklarımızda çağ atlayıvermişti.

Gerçi benim esemsporta geçişim biraz arkadaşlarım sayesinde olmuştu. Çocuk aklı, hepsinin ayağında Esemsport’u görünce hissettiğim dışlanmışlık duygusu ile hıncımı zavallı anamdan çıkarmış ağlaya zırlaya ayakkabıları değiştirmeyi başarmıştım.

Şimdi bazen internette gezinirken bazende antidepresan rüyalarımda karşıma çıkıyor kara lastikler.

Yazıyı bir hikayecikle bağlayalım;

Medrese talebesi, hocasına sorar;

– “Nefs nedir?”

Hoca suratını asar ve çatık kaşlarıyla öğrenciye bakıp;

– “Bu ne kadar saçma bir soru. Hadi benden utanmıyorsun kafandaki takkeden utan.” der.

Talebe allak bullak olur, öfkeden ve arkadaşlarının önünde küçük düşmüş olmaktan ötürü kıpkırmızı kesilir. Onun bu halini gören hoca gülümser ve şöyle der;

– “işte nefs budur!”

Yazıyı sonlandıralım.

Her objenin zihinde basit bir tasarımı ve çağrışımı vardır. Ama kimi objeler sırtlarında duygusal bagajla birlikte yerleşir zihinlerimize. Biz unutmak istesek de unutamayız ne kendisini ne de çağrıştırdıklarını.

Kiminin takkesi, kiminin tokası, kiminin hocası, kiminin anasının bürgüsü, kiminin babasının mesleği, kiminin okuduğu okul, kimin oturduğu ev ya da kiminin şivesi.

Bunun gibi neler neler…

Zannederim, benim nefsimi yaralayan şeylerden biri, hatırlamaktan kaçındığım ama karşıma çıktıkça  esemsport’uda hatırlatan kara lastikte saklı.

Peki ya sizinki nerde saklı?