Kuralsızlığın İhtişamı – John Gotti’nin Hayatı ve Ölümü

Ünlü oyuncu John Travolta’nın New York’un beş mafya ailesinden biri olan Gambino Ailesi’nin 1986’dan 1992’ye kadar liderliğini yapan John Gotti’yi oynadığı John Gotti’nin Hayatı ve Ölümü isimli filmi yakında beyaz perdeyle buluşacak.

Daha önce Amerika’daki İtalyan mafyasının (Cosa Nostra) doğuşu ve yapılanması ile iki yazı yazmıştık.  Yazıyla alakalı biraz daha bilgi isteyenler bu linklere başvurabilirler.

Konumuza dönelim.

Efsanevi Mafya Babası John Gotti‘nin hikayesinin anlatıldığı filmin fragmanı şimdiden youtube‘da yayınlanmaya başladı.

Daha önce Gotti, Witness to the Mob ve Boss of Bosses isimli filmlerde Gambino ailesi içerisindeki çekişmeler, kavganın ortasındaki üç adamın (John Gotti, Sammy Gravano ve Paul Castellano) gözünden anlatılmıştı.

Bu film ise John Gotti’nin en büyük oğlu John A. Gotti’nin gözünden anlatılıyor. Film özetle Gambino mafya ailesi içerisinde yaşanan güç çekişmelerini ve kural tanımayan tarzı ile kendi sonunu hazırlayan John Gotti’nin yaşam öyküsünü aktarıyor.

Peki senaryodan bağımsız olarak John Gotti’nin kim olduğunu öğrenmek ister misiniz ?

John Gotti Kimdir ?

13 çocuklu bir italyan – Amerikan ailesinin beşinci üyesi olan Gotti’nin çocukluğu maddi olarak zorlu geçti. iki kardeşini yetersiz sağlık hizmetleri yüzünden erken yaşta kaybetti. Babası günlük işlerde çalışan ve düzenli bir geliri olmayan biriydi. Gotti’nin çocukluğu kirasını ödeyemedikleri evlerden atılmalarla geçti.

12 yaşına geldiğinde, Gotti, mafya bağlantılı Carmine Fatico tarafından işletilen bir kulüp için çalışmaya başladı. Fatico, New York’taki beş organize suç ailesinin en büyüğü olan Gambino ailesinde kaptandı. Kısa sürede yaptığı işlerle dikkat çeken Gotti bir süre sonra onun hayat boyu mentorluğunu ve koruyuculuğunu yapacak olan Gambino ailesinin ağır toplarından Aniello Dellacroce’un kanatları altına girdi.

İlerleyen zaman içerisinde araba hırsızlığı başta olmak üzere bir çok hırsızlık suçuna karışan Fulton-Rockaway isimli bir çeteyi yönetir hale geldi. 16 yaşına geldiğinde kabadayı tavrıları ve disiplin sorunları yüzünden okuldan atılan Gotti, 18 yaşına geldiğinde ise, Gambino ailesinin üyesi olmasa da yancılarından biri olarak polis kayıtlarına geçmişti.

Gotti, 22 yaşına geldiğinde o ana kadar beş kez tutuklanmıştı, fakat çok küçük bir hapis cezası ile yakayı kurtarmıştı. O sene, 17 yaşındaki Victoria DiGiorgio ile evlendi. Evlendiklerinde Victoria, zaten ilk çocuğu Angela’yı doğurmuştu ve nikahın akabinde ikinci çocuğuna hamile kaldı.

Evliliklerinin ilk yıllarında genç çift sürekli kavga etti ve birçok kez ayrıldı. Gotti, ailesinin uğruna gayrı meşru işlerden elini çekmeyi denedi. Örneğin ceket fabrikasında bir ütücü ya da kamyon şöförlüğü gibi işlerde şansını denedi. Fakat bu dönem çok uzun sürmedi. Legal yaşamı kısa sürdü ve Gambino ailesinde Fatico ekibi olarak hırsızlık işlerinde önemli bir oyuncu haline geldi.  1968’de Gotti, John F. Kennedy Havaalanı yakınlarında gerçekleştirdiği kargo soygununa dair yakayı ele verdi ve iki suç ortağı ile beraber üç yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Yükselişi

Cezasını çekerken Fatico ekibi Queens’e taşındı. Ekip, Bergin Av ve Balıkçılık Kulübü adı verilen kâr amacı gütmeyen bir organizasyon kılığında hizmet vermeye başladı. 1971’de cezaevinden serbest bırakılan Gotti, hali hazırdaki kaptanın tutuklanmasından sonra Fatico ekibinin geçici kaptanı olarak görev aldı.

Gotti ailenin içerisinde basit bir asker ya da kaptan iken bile bildik gangster tipine aykırı duruyordu. La Cosa Nostra’ya tabi olmakla bilinen İtalyan Amerikan mafya aileleri belirli kardinal kurallarla yaşardı. Bunlardan birisi uyuşturucuya bulaşmamaktı. En azından uyuşturucu tacirlerinden haraç alınabilir ama asla ticarete dahil olunamazdı. Gotti kurallara uymakla ünlü biri değildi ve hiç bir zamanda olmayacaktı. İlk ihlal ettiği kardinal kural bu oldu.  Carlo Gambino’nun ”Uyuşturucu ticareti yapan ölür” diye kesin kural koymasına rağmen ekibinin uyuşturucu ticareti yapmasına göz yumdu.

Bununla birlikte gözü karalığı ile Gambino ailesi içerisinde nam yapmaya başladı.

Carlo Gambino

1973 yılının Mayıs ayında Gotti, Fatico ekibinin kaptanı iken kayıtlara geçen ilk cinayetini gerçekleştirdi. Gambino ailesinin lideri Carlo Gambino’nun yeğenini kaçıran ve öldüren irlandalı gangster Jimmy McBratney bir barda içki içerken öldürüldü. Bu cinayet John Gotti’ye Carlo Gambino tarafından tahvil edilmişti. Bu görevlendirme John Gotti için çok büyük bir onurdu. Aynı zamanda hakkında çıkan uyuşturucu ticareti söylentilerini de en tepeden bastırmasını sağlayacaktı. Fakat cinayet Gambino ailesinin ağır toplarından Paul Castellano’nun Ralph Galione isimli askeri tarafından işlendi. Ralph Galione, John Gotti’nin hazırladığı plana uymayarak barın ortasında Jimmy McBratney’i vurdu. Bunu kendine hakaret olarak gören John Gotti mafyanın kardinal kurallarından birini daha ihlal etti. Bu kural, bir mafya üyesi hangi aileden ya da rütbeden olursa olsun başka bir mafya üyesini komisyondan izin almadan öldüremez kuralıydı.

Neil Delacroce – Frank Sinatra

John Gotti bu kuralı da ihlal etmişti. Kendisini ipten kurtaran ise onu mafya hayatına sokmuş olan ailenin ikinci adamı Neil Delaccroce idi. Carlo Gambino, kayınbiraderi Paul Castellano’yu gücendirmek pahasına  Neil Dellacroce’un ricasını kırmayarak John Gotti’yi öldürtmedi. John Gotti bu cinayet yüzünden dört yıl hapis yattı.

Carlo Gambino’nun Ölümü ve Paul Castellano’nun Liderliği

1976 yılında Gambino ailesinin lideri Carlo Gambino öldü. Carlo Gambino, kendisi öldükten sonra ailenin başına geçmesi için kayınbiraderi Paul Castellano’yu işaret etti. Herkesin beklentisi ikinci adam Neil Dellacroce’un başa geçeceği yönündeydi. Fakat beklenen olmadı. Bu esnada 4 yıllık cezası için hapiste olan John Gotti gelişmelerden pek mutlu değildi. Çünkü Paul Castellano’nun Ralph Galione cinayeti yüzünden kendisine buğuz beslediğini biliyordu.

Ama yapacak hiç birşey yoktu. Kural netti. Lider kimi işaret ederse yeni lider o olacaktı. Bu durumda Paul Castellano ailenin yeni lideri olarak başa geçti. Bununla beraber oluşabilecek hayal kırıklığını dindirmek ve sukuneti sağlamak için Castellano, Dellacroce’u ikinci adam olarak görevinde bıraktı ve ailenin 23 ekibinden 10 tanesini onun himayesinde bıraktı. Bu şekilde onurlandırılan Dellacroce, Gotti hapisten çıktığında Bergin kulübü etrafında toplanan ekibin kaptanlığını kendisine vererek havayı geçici olarak yumuşattı.

Paul Castellano

Gambino ailesi Paul Castellano yönetimi altında inşaat sektöründe çok daha faal hale geldi. Sendikaları hükmü altına alan Castellano geleneksel gangster usüllerinden sıyrılıp kanunlar çerevesinde iş yapan centilmen iş adamı kimliğine bürünmüştü. Ailenin geleceğini de daha legal işlerde görüp uyuşturucu satışını yasağını devam ettirdi. Aile üyelerinden uyuşturucu satan her kim olur ise olsun, ölümle cezalandırılmasını kesin bir dille belirtmişti.

Lakin, aile içerisinde inşaattan para kıran ekiplere karşı geleneksel yöntemleri terk etmeyen ekiplerde vardı. Çünkü haraç, kumar, tır soymak vb. işler onların içine doğduğu işlerdi ve Paul Castellano’nun koyduğu vizyondan hiç de memnun değillerdi. Gerçi Paul Castellano biraz daha paylaşımcı olup kazandığı paraları tüm ekiplerle paylaşabilseydi muhtemelen sorunlar bu kadar fazla büyümeyecekti.

Netice itibariyle iki fraksiyon arasında adı konmamış bir gerginlik oluştu. Bu gerginlikten hiç memnun olmayan Neil Dellacroce, kendisine bağlı gelenekçi ekiplerle Castellano’ya bağlı yenilikçi ekipler arasında dengeyi bulmaya çalıştı.  Dellacroce, aile içinde faaliyet gösteren 23 ekibinde saygı duyup sevdiği, sokaklardan gelen bir gangsterdi. Eski baba Carlo Gambino öldüğünde de herkes Neil’in patronluğunu bekliyordu. Fakat Carlo Gambino kayın biraderini işaret etmişti ve herkes La Cosa Nostra kurallarına itaat ederek durumu kabullendi. Bu dönemde gösterdiği olgunlukla Neil Dellacroce herkesin takdirini toplamış bir anlamda aile içerisinde bir kanaat önderi haline gelmişti.

Aslında Neil Dellacroce, çıkan sonuçtan elbette ki pek hoşnut değildi. Lakin Cosa Nostra’ya bağlılığı, patron kim olursa olsun ona sadık kalmasını sağlamıştı. Gotti ve diğerlerini, 1985’de akciğer kanserinden ölene kadar sakin tutup, Paul Castellano’ya karşı ayaklanmamalarını sağladı.

Paul Castellano Cinayeti ve John Gotti Patron Oluyor…

Janti kıyafetleri bakımlı saçları ve desenli çorapları ile dikkatleri üzerine çeken John Gotti, 1980’lerin başında Castellano’nun nefretini kazanmaya başlamıştı. Tam bir kumar düşkünü olan Gotti’nin flamboyant yaşam tarzı Paul Castellano’yu çok dikkat çektiği gerekçesiyle rahatsız ediyordu. Paul, zaten iki ana kardinal kuralı yıkan John Gotti’nin üçüncü bir kuralı daha yıkmasını hazmedemiyordu.

Bu kural ifşa olmama kuralıydı.

Neil Dellacroce koruması altındaki Gotti dikkatlerin üzerinde toplanmasından ve gazetecilerin onun etrafında dönmesinden mutlu oluyordu. İlerleyen zaman içerisinde Time dergisine dahi kapak olacak olan John Gotti ifşa olmama kuralını ihlal ettiği için Neil dahil tüm geleneksel Cosa Nostra gansgterleri tarafından çok fazla eleştiriliyordu.

1985’de FBI, Gotti ve Dellacroce’yi haraç almak suçu ile alakalı tutuklamak için yeterli kanıt toplamıştı. Fakat asıl bomba John Gotti’nin ekibi içerisinden en yakın arkadaşlarının uyuşturucu ticareti yüzünden tutuklanmasıyla patladı. Uyuşturucu suçlamaları, uyuşturucuyu ölüm cezasıyla cezalandıran Castellano’yu çıldırttı. Kaptan olarak Gotti, kendisi ticaretin içinde olmasa dahi, ekibinin kural ihlalinden sorumlu tutulacağını biliyordu. Kendisinin ve ekibinin kellesini kurtarmak için Gotti, Dellacroce’ye, patron Castellano ile konuşmasını rica etti.

Ancak henüz tam bir çözüme varılmadan Dellacroce kanserden öldü. Castellano ile Gotti arasındaki ipler ise patron Castellano’nun Dellacroce’un cenaze törenine katılmamasıyla koptu ve iki adam arasındaki problem iyice ayyuka çıktı. Paul’un cenazeye katılmamasını saygısızlık olarak addeden Gotti harekete geçmeye karar verdi. Zaten çabuk davranmazsa kendisinin öldürüleceğini biliyordu. Bu yüzden ailenin hızlı gangsterlerinden  Salvatore ‘Sammy the Bull’ gGravano, Frank Locascio ve Frank De’cicco gibi isimleri yanına alarak Paul Castellano’yu öldürmeye karar verdi.

Kısa bir süre sonra 16 Aralık 1985’te Castellano, Manhattan’daki Sparks Steak House’ın önünde John Gotti’nin adamları tarafından cinayete kurban gitti.

Gotti artık ailenin patronuydu.

Sammy Gravano ve Çöküş

John Gotti, Gambino ailesinin efsanevi lideri Carlo Gambino’dan sonra başa geçen kayınbirader Paul Castellano’yu öldürerek bir kardinal kuralı daha yıkmış ve ailenin başına geçmişti.  John Gotti, 23 kaptan ve 300’den fazla asker, 2000’den fazla yancı çete ve yüz milyonlarca dolarlık bir organizasyonu yönetmeye başladı.

John Gotti – Sammy Gravano

Paul Castellano’nun itina ile oluşturduğu inşaat işlerinin başına ikinci adamı Sammy ”the bull’ Gravano’yu getirdi. Sammy Gravano, inşaat sektörüne doymaz bir iştahla saldırdı ve Paul Castellano’nun yaptığı hatayı o da yaptı. Kazanılan paraları gördükçe kimseyi ortak istemedi ve çıkan her inşaat işini kimseyle paylaşmadan kendisi yapmaya başladı. Gravano’nun bu hırsı Gotti’nin sürekli kendisi hakkında şikayet almasına ve söylenmesine sebep oldu. Gotti’nin mekanlarını ve özellikle Bergin kulübünü 7/24 dinleyen FBI. Gotti’nin Sammy aleyhinde yaptığı bu konuşmaları kayıt altına almaya başladı.

Bu arada tüm gösterişli, cüretkar ve flamboyant yaşantısına rağmen aleyhinde açılan iki büyük federal davadan aklanarak çıkan John Gotti Teflon Don olarak anılmaya başlamıştı. Güya teflon tavalara hiç birşeyin yapışamaması gibi John Gotti’ye de hiç bir suç yapışmıyordu. FBI halkın gözünde küçük düşmekten yorulduğu için Gotti’nin mahkumiyetini sağlamayı örgütlü bir haçlı seferi haline getirdi ve elindeki tüm kayıtları değerlendirmeye başladı.

FBI, Bergin kulübe yaptığı baskınla John Gotti, Sammy Gravano ve Frank Locascio tutuklar. Gotti’nin hakkında konuştuğu tapeleri Sammy’e dinletirler. Tapelerde John Gotti’nin hakkında söylediği şeyler üzerine Sammy ihanet uğramış hisseder ve FBI ile anlaşmayı kabul eder. Böylelikle başta John Gotti olmak üzere neredeyse tüm Cosa Nostra’yı ele verir.

Sammy Gravano alacağı cezalardan da kurtulacağı için John Gotti aleyhine tanıklık yapmayı seve seve kabul etmişti.

Böylece La Cosa Nostra’nın en önemli kardinal kurallarından biri daha ihlal edilmişti; sessizlik…

1992 yılında en yakın adamı ve kendinden sonra ikinci adam olan Sammy ”The Bull” Gravano tarafından ispiyonlanarak ömür boyu hapse mahkum olan John Gotti’nin kuralsızlığı kendi sonunu da hazırlamıştı.

John Gotti 61 yaşındayken hapiste öldü.