Lizzie Borden ve Baltası

lizzie4 Ağustos 1892 tarihinde 19. yüzyılın en korkunç suçlarından biri işlendi.Andrew ve Abby Borden Massachusetts’teki evlerinde baltalı bir katil tarafından öldürüldüler. Şüpheler kısa sürede kızları Lizzie üzerinde toplandı.

Olayın son derece vahşi olması olayın gerçekleştiği New England eyaletinde çok büyük çalkantılara yol açtı. Hemen herkes cianyeti maktüllerin kızları Lizzie’nin işlediğine inanıyordu. bu kanaat bugün de değişmemiştir fakat Lizzie delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştı. bu tartışmalı karar pek çok Amerikalı’da şok etkisi yarattı.

Lizzie zengin bir ailenin çocuğuydu. Massachusetts’teki  Fall River’da hizmetçisiyle bir konakta yaşıyordu. Abby Lizzie’nin üvey annesiydi ve Andrew’in ikinci karısıydı. Lizzie’nin annesi sarah Borden 1863 yılında ölmüştü.

LBsHouseCinayetin olduğu sabah Andrew evin işleri ile ilgileniyordu. Bir süre sonra Sofanın üzerinde kestirmeye başladı. Lizzie’nin iddiasına göre babasının cesedini günün sonunda bulmuştu ve görünüşe göre uyurken öldürülmüştü. Üvey annesinin cesedini de kısa süre sonra üst katta bulmuştu. her iki kurban da defalarca bıçaklanmıştı.

Deliller Lizzie’nin cinayetle bağlantısı olduğunu ortaya koyuyordu. Evinin bodrum katında bir balta bulunmuştu. Bir ilaç satıcısı cinayetten bir kaç gün önce zehir satın almaya çalıştığını iddia ediyordu. Üstelik Borden cinayetten birkaç gün sonra bir elbisesini sobada yaktığını da kabul etmişti.

Ancak yargılama sırasında savcılar bu kuvvetli delillerin hiçbirisini  jüriye kabul ettirmemişlerdi. Sonuç olarak Borden 68 dakika içerisinde aklanmıştır.

Aklanmanın ardından Borden’a küçük bir servet kaldı. Hayatının kalan kısmında Fall River’da yaşadı. Altmış altı yaşında öldü. Olay Amerikan toplumunda o kadar büyük bir etki yaratmıştı ki cinayet ile alakalı bir çocuk tekerlemesi günümüze kadar gelmiştir. tekerlemeyi buradan dinleyebilirsiniz.

Lizzie Borden took an ax  (Lizzie Borden bir balta aldı)

And gave her mother forty whacks (Annesine kırk darbe vurdu)

When she saw what she had done, (Ne yaptığını görünce)

She gave her father forty-one. (Babasına da kırk bir darbe vurdu)