Son Samuray Saigo Takamori

saigo_takamori
Gerçek Saigo Takamori

Son Samuray lakaplı Saigo Takamori 19. yy Japon ordusunun modernize olmuş ordusuna karşı aslında başından kaybettiğini bildiği bir savaş verdi. Liderliğini yaptığı isyanın hiç bir zafer umudu taşımaması ve samuray onuru gibi kavramlara olan inancı onu Japon kültürünün kahramanı haline getirdi.

Saigo güneydeki Japon adası Kyushi üzerinde izole bir şehir olan Kagoshima’da doğdu. Geleneksel Samuray okullarında Konfüçyusçuluk, matematik ve dövüş sanatları eğitimi aldı. Japonya’nın feodal askeri eliti olan Samuraylar Bushido adı verilen ve yazılı olmayan kurallara bağlıydılar. Bushido Kelimesi Savaşçının Yolu anlamına gelmekteydi ve Samuray okullarında öğretilmekteydi. Bu kurallar arasında sadakat, sadelik, ve gerektiğinde onurlu bir biçimde kendi canını almakta vardı.

Bir samuraydan bekleneceği üzere Saigo okulu bitirince devlet hizmetine girdi. İlk olarak vergi tahsildarı olarak çalışmaya başladı. Daha sonra 1854 yılında terfi alarak Başkent Tokyo’ya gönderildi. Saigo, Tokyo’ya geldiğinde Batı’nın ekonomik ve askeri üstünlüğü karşısında ne yapacağını bilemeyen bir devlet yönetimi ile karşılaştı. Bir yıl önce Amerikan savaş gemileri Japon sahiline gelmişti. Çünkü Amerikan ticaretinin ulaştığı yerleri genişletmeye hevesli olan Başkan Millard Fillmore Tuğamiral Mathew Perry’i Japonya’ya shogun’u ticarete zorlaması için göndermişti. Japonya askeri ve ekonomik yetersizliğinden ötürü karşı koyamıyordu. Perry komutasındaki 4 savaş gemisinden oluşan filo uzun namlulu silahları ile Şogun’a fazla seçenek bırakmamıştı. Diğer batılı güçlerle benzeri anlaşmalar da bu anlaşmayı takip etti.

mathew perry
Gerçek Matthew Perry

Modernleşme yanlısı güçler Batı’nın tahakkümü altına girmeden onları yakalamak için Şogun düzeninin ilga edilmesi gerektiğine inanıyorlardı. Bunu gerçekleştirmek için imparatorun bayrağı altında güçlü br merkezi hükümetin kurulması gerekliliğine inanıyorlardı. Bu değişikliklerle birlikte Samuray düzeni kaldırılıp yerine modern bir ordu kurulacaktı. Baskı altındaki Şogun 1867 yılında istifa etti. Böylece Meiji Restorasyonu olarak anılan dönem başlamış oldu. O zamana kadar Şogun’un yanında sadece sembolik yetkileri olan imparator tekrar devletin başına geçti.

Meiji Restorasyonu ve Boşin Savaşı

Şogunluğun tasfiyesi yaklaşık 10 yıllık sürecek bir fetret devrine sebep oldu. Boşin savaşı‘nın yapıldığı bu dönemde Saigo Takamori, imparatorun ve modernleşmecilerin saflarında yeraldı. Boşin Savaşı 1868 yılından 1869 yılına kadar Japonya’da iktidarda bulunan Tokugawa Şogunluğu ile iktidarın imparatorluk hanedanına dönmesini isteyenler arasında yaşanan iç savaştı. Savaşın sebepleri Japonya’nın dış dünyaya açılmasıyla beraber yönetimdeki şogunluğun dış politika tutumundan rahatsızlık duyan çok sayıda asilzade ve samuraydı. Chōshū ve Satsuma bölgelerinde özellikle güçlü olan bu akım genç Meiji İmparatorunu da etkilemeyi başarır.

Durumunun kritikliğini anlayan iktidardaki şogun Tokugawa Yoşinobu imparator lehine iktidardan çekildi. Yoshinobu, bu şekilde davranarak ileride kurulacak olan yönetimde hem kendisine pay verileceğini, hem de egemenlik alanına dokunulmayacağını düşünür. Ancak düşündüğü gibi olmaz ve ilk çatışmalar çıkar. Yoshinobu, varlığının sallantıda olduğunu anlayarak Kyoto’da bulunan imparatorluk sarayını alabilmek için saldırdı. Askerî muharebeler küçük ama disiplinli ve modern imparatorluk ordusunun lehine sonuçlandı. Bir dizi muharebe sonucunda Tokyo düştü ve Yoshinobu kişisel olarak teslim oldu. Bu süreç Meiji Restorasyonu olarak da adlandırılmaktadır.

Zaferden Sonra Samurayların İsyanı

Ancak zaferden sonra Saigo Takamori,modernleşmecilerle başta dış politika olmak üzere bazı devlet yönetim konularında anlaşmazlığa düştü. Ayrıca Samurayların ayrıcalıklarının kaldırılması da onda ciddi bir hayal kırıklığına sebep oldu. 1877 yılında değişikliklerden memnun olmayan diğer Samuraylarla birlikte Satsuma isyanını başlattı. Bu isyanın başarı şansının çok ufak olduğunu biliyordu. Buna rağmen 1877 yılında Shiroyama savaşı‘nda son şansını denedi. Saigo’nun 400 kişilik samuray ordusu binlerce imparator ordusuna karşı mücadele etti ve kaybetti. Saigo Takomura Bushido kuralları gereği yakalanmadan önce onurunu koruma adına kılıcıyla kendini öldürdü. İmparator isyanına rağmen ölümünden sonra onu affetti ve itibarını iade etti.

Sonuç

2003 yılı yapımı olan Son Samuray filmi her nekadar samuray kültürünü ve samuraylara ait Bushido kurallarını gerçeğe uygun bir şekilde  yansıtabilmiş olsa da isyanı tetikleyenin Tom Cruise’un canlandırdığı  hayal ürünü amerikan bir albay olarak lanse edilmesi japonlar için oldukça sinir bozucu olmuştur. Çünkü bir çok Japon Amerika’nın Japonya’yı 4 askeri gemiyle yaşam tarzını değiştirmeye zorlamasını hala onur kırıcı bulmaktadır. Geçmişten gelen böylesi bir öfkenin Amerikan varlığının aptalca kurgulandığı bu filmle buluşması öfkenin ancak misliyle artmasına sebep olmuştur.

Bununla birlikte her nekadar o dönemde güçlü bir direnişe ve günümüzde aşağılanmayla karışık bir öfke silsilesine uç vermiş olsada Japon Modernizasyonu diğer  uluslara örnek olacak hızda gelişmişti.  Elli yıl içinde bu içine kapalı ada devleti kendisini büyük bir endüstriyel ve askeri güce çevirmişti. Öyle ki 20. yüzyılın başında Japonya askeri bir güç olan Rusya’ya kafa tutmuş ve giriştiği savaşı kazanmıştı.