Uzlaşma Kültürü ve İnisiyatif Kullanmak

problemHerhangi bir konuda neye inandığınızı neye inanmadığınızı, hangi partiyi ya da hangi takımı tuttuğunuzu kısacası sizi siz yaptığına inandığınız görüşleri 3. kişilere istemeseniz de illaki yansıtırsınız. Haliniz, hareketleriniz, konuşmalarınız ve kullandığınız üslubunuz ayna gibidir, sizi yansıtır. Çok iyi kamufle olduğunuzu düşünseniz dahi sizi olduğu gibi açığa çıkaran mimikleriniz, refleksleriniz her zaman hazır kıta uygun zamanı bekler. Uygun zaman gelir de farkında olmadan kendinizi bunlarla ilintili bir problemin ortasında bulursanız iki durumla karşılaşırsınız.

Çatışma ya da uzlaşma.

Çatışmadan yana tavır alan insanlar ve dik bir duruş sergilediğini zannedenler ilk başta etraflarındaki boş kalabalıkların hayranlığını toplarlar. Çünkü o boş kalabalıklar için yaşananlar, üçüncü sınıf bir filmin kahramanını izlemek gibidir. Öfkeyle söylenen sözler ve beraberinde çizilen katalar, heyecanla izlenir, konuşulur ve  bir kaç güne kalmadan unutulur.

Halbuki adem oğlunu diğer tüm yaratılmışlardan farklı kılan yeteneği uzlaşma yeteneğidir. Çatışma yeteneği değil…

Uzlaşma kültürüne sahip olmak çaba ister. Sizi çatışmadan uzak tutacak bu çabalar üç ana başlıkta toplanabilir;

Problemin Varlığında Hem Fikir Olmak

Uzlaşma platformunu oluşturabilmek için her şeyden önce üzerinde uzlaşı gereken bir problemin var olduğunu tüm tarafların kabul etmesi gerekir.

Aslına bakarsanız çoğu zaman problemin varlığında uzlaşmak çözümünde uzlaşmaktan çok daha zordur.

Sizin için problem olanın müşterek bir problem olduğuna emin olun ve problemin varlığını çatışmaya girmeden kabul ettirin.

Problemin Çözümünde Uzlaşmak

Problem, tanımlandığı andan itibaren herkesin üzerinde uzlaştığı bir olgu haline gelir.

Varlığında uzlaşılmış bir problemin çözümü noktasında farklı fikirlerin uyumsuzluğu ise kaçınılmazdır.

Bir önceki yazımda belirttiğim gibi etrafımızdaki insanlarla yaşadığımız uyumsuzluklar, fikirsel ayrışmalar bizleri araştırmaya ve kendimizi sorgulamaya da sürükler. Hatta böylesi durumlar zihinsel durgunluğun panzehiridir. Çünkü beyin fırtınasına yol açar. Beyin fırtınası herkesin çözümünü öne sürdüğü ve diğerinin çözümünü sorguladığı verimliliği çok yüksek bir yöntemdir.

Fakat beyin fırtınası anında sanılarımızın büyüsüne kapılıp olguların izini kaybetmemek gerekir. Çünkü bu durum sizi sanrılara (hezeyan) ya da daha fenası şizofreniye (halüsinasyon) sürükleyebilir. Bu konuyu detaylı olarak şu yazımızda işlemiştik, dileyenler tekrar okuyabilir

Karşılaşacağınız bir problemde çatışmayı göze alarak çözümünüzü dayatmak yerine olgulardan kopmayarak sanılarda uzlaşıyı sağlarsanız problemi çözme şansınız yükselir.

Çözümsüzlük Anında İnisiyatif Almak

Çözümde uzlaşıyı sağlayabilmek için oy birliği en tercih edilen yoldur. Oy birliği, çözümünü öne sürüp ikna ile kabul ettirenin tartışmasız galibiyetidir.

Fakat çoğu zaman problemin varlığından etkilenen ve taraf olan herkesi çözüm noktasında memnun etme şansınız yoktur.

Misal, oy çokluğu ile alınmış bir kararı uygulayacak yani inisiyatif alacak birine ihtiyaç vardır. Oy çokluğunun sağlanamadığı, ortada kalmış durumlarda da inisiyatif şarttır.

Çünkü inisiyatif, önerilen çözüm yanlışta olsa daha büyük bir felaketi yani kaosu engeller.

İnisiyatif alınarak ulaşılan çözümü çatışmadan uzak tutacak, yaptırımını güçlendirecek faktör ise adalettir.

Adalet, emsaldir.

Eğer inisiyatif alarak uzlaşma sağlayacaksanız çatışmadan uzak kalmanın yolu benzeri problemlerin çözümünde emsal çizgisinden şaşmayarak adil davranmaktır.

Vesselam…