Tufeyli Sitesine Hoş geldiniz!

 
 
 

Son Yazılar

  • Ulysses

    Ulysses

    James Joyce’un Ulysses (1922) adlı eseri yirminci yüzyılda yazılmış en önemli İngilizce roman sayılmaktadır.  Homeros’un Odysseia’sını İrlanda’nın Dublin kentinde geçen tek bir güne, 16 Haziran 1904’e uyarlar ve Odysseus’u, günü getir götür işleriyle geçirip geç saatlerde evine dönen, yaşlanmaya yüz tutmuş, boynuzlanmış bir reklam satıcısı olan Leopold Bloom’un aldatıcı görünüşünde […]

    Okumaya Devam Et →
     
  • Yalanlar

    Yalanlar

    İki çocuk yetimhanenin orta yerindeki incir ağacının altında sessizce oturuyordu. Sarı saçlı olanı aniden arkadaşına döndü ve “Biliyor musun, benim babam çok iyi futbol oynardı.” dedi. Öbürü hiç beklemeden cevap verdi “Ne olmuş yani benim babam da çok hızlı koşardı” Gerçek şu ki, her iki çocukta babasını hiç tanımamıştı. Yine de […]

    Okumaya Devam Et →
     
  • Kendine Cehalet, Kendine İhanet

    Kendine Cehalet, Kendine İhanet

    Uzun zaman oldu yazmayalı. Aslında yazıya nereden başlayacağımı bilemiyorum Bazen gerçekle kurgu arasında gidip gelen aklımın, ruhumu taciz ettiğini hissediyorum. Misal, yağmurlu gri bir gökyüzünde dolaşan kara bulutlar etrafa nasıl kasvet saçıyorsa, aklımla ruhumun birbirine ettiği beddualar da benliğimi öyle sarıp sarmalıyor desem yeridir. Gerçekle kurguların iç içe geçtiği yerde […]

    Okumaya Devam Et →
     
  • Okumayı Neden Seviyorum?

    Okumayı Neden Seviyorum?

    Okumayı çok sevdiğimi bilen etrafımdaki dostlarım, arkadaşlarım kimi zaman bana neden bu kadar çok okuduğumu soruyor. Hatta bazen sormaktan çok tenkit ediyorlar. Kendimi bilmeye başladığım ve okuma yazmayı söktüğüm yaşlardan beridir ben bir okurum. ”Okurum” diyerek aslında kastettiğim şey, benim için okumamanın imkânsız olduğudur.  Hatta diyebilirim ki kitap okumak, yaptığım bir şeyi […]

    Okumaya Devam Et →
     
  • Zihnim Otobüs Gibi

    Zihnim Otobüs Gibi

    İki yıldır buradaydım. Sahaflar çarşısının en ucunda bulunan bir dükkânın içindeydim. Ayaklarımın ucuna basarak yürümüştüm içinde bilmeden. Uzunca bir koridoru vardı. Her şey karışıktı. Düşüncelerim yerini bilmiyordu. Ne yapacaktım. Nasıl anlatacaktım kendimi. Kendimi hangi köşeye koyacaktım. Bu kadar kitabı okuyacak mıydım? Dergiler, gazeteler, romanlar, şiir kitapları, resimli gazeteler, takvim yaprakları, plaklar, kasetler arayıp da […]

    Okumaya Devam Et →
     
  • Devamsızlık Mektubu

    Devamsızlık Mektubu

    Doksan dokuz depreminden üç gün önceydi. Uykusuz geçen bir gecenin içindeydik beraberce. Babam sobanın yanında uzanmış düşünüyordu. Annem, heyecanını kaybetmiş her anne gibi bulaşıkların içinde gecenin bitmesini bekliyordu. Bugün de gelmedi devamsızlık mektubu. Mutlaka babamdan önce almalıyım o mektubu. Yoksa babam çok fena kızacaktır. 15 gün devamsızlığım var. Nasıl anlatırım babama bu durumu. Hem […]

    Okumaya Devam Et →