Serbest Yazılar & Denemeler

Babam Evin İçinde Kayboldu

Deprem oluyordu, evet. Sallanıyordu evimiz. Kırılan tabak sesleri kulağımızda çınlıyordu. Babam yolunu şaşırmıştı o anda. Salondan çıkmak isterken yatak odasına gitmişti. Yer yoktu sanki ayaklarımızın altında. Göğe basıyorduk, havada yüzüyor gibiydik. Bu bir rüya mıydı? Yoksa babam devamsızlık mektubunu mu öğrenmişti?

 Depremden bir gün önce oldu bizim evde deprem. Babam devamsızlık mektubunu öğrenmişti. Ben gelmeden postacı devamsızlık mektubunu komşuya bırakıp gitmişti. Hiç haberim olmadı bundan. Akşam eve geldiğimde babam düşünceliydi. Düşüncesini bana çatmak için hazırlamış,  benim gelmemi beklemişti. Annem sobanın yanında sobayla barışık bir halde gözlerindeki yaşı siliyordu. Ablam ve abim her şeyden haberdar olmuşlardı. Babam deniz gibi geri çekilmişti. Fırtına kopmak üzereydi. Ben buna hiç hazırlıklı değildim.

Babam:

Oğlum bu kadar gün nerelere gittin?

Valla baba ben anarşist değilim!

Oğlum bana yalan söyleme

Çabuk söyle nerelere gittin.

Vallahi bak baba, yanlış bir şey yapmadım.

Arkadaşlarla gezdik dolaştık.

Oğlum 15 gün mü dolaştınız?

Sadece dolaşmadık baba, halı sahaya falan da gittik.

Gerçekten gitmiştik. Yalan söylemiyordum. Sesim kırılmamıştı konuşurken. Yüzüm değişmemişti. Korkmuştum ama. Babamın dövmesinden korkmuştum. Gerçi babam vurmaya kalksa annem hemen yatardı üzerime, korurdu beni. Bilirdim annemi, severdi çocuklarını. Abim ve ablam olaya çok müdahil olmadılar. Sadece seyretmekle yetindiler.  Annem üzülmüştü, belli ki ben gelmeden babam acı haberi vermiş, bizim oğlan acaba anarşist mi oldu demişti. Annem kesin ellerini dizlerine vurmuştur. Her kötü olayda ellerini dizlerine vurma âdetinden vazgeçmezdi. Bir de ağlardı. Gözlerinden çeşme gibi yaşlar dökülürdü ve o gece benim içinde dökülmüştü. Depremden bir gün önceydi. İpek gitmişti. Fiko yalnızdı. Bizim evde devamsızlık depremi olmuştu. Herkes kabuğuna çekilmiş, yaraları sarmaya çalışıyordu. Her kötü olayda böyle olurdu. Susardı bütün ev. Odalar konuşmaz, çatallar didişmez, televizyonlar erken yatardı yatağına.

Acaba gelmiş midir devamsızlık mektubu? Şu dersler bitse de eve gitsem. Bugün kendimi halsiz hissediyorum. Tarih öğretmeni de aynı şeyi söyledi. Oğlum hasta mısın bugün diye iki defa sordu?

Yok, hasta değilim dedim. Hâlbuki hastaydım. Yatmak istiyordum. Ya devamsızlık mektubu. Bir an önce eve gitmeliyim. Hava soğumuş iyice. Ayaklarım üşüyor. Esra da bugün gelmedi okula. Hasta mıdır acaba? Belki erkek arkadaşıyla gezmeye gitmiştir. Bir erkek arkadaşı vardı. Sonradan haberim olmuştu. Kız arkadaşlarından biri bahsetmişti çay içerken. Üzülmedim desem yalan olur. Üzülmüştüm. Kimseye belli etmeden kırgınlığımı alıp uzaklaşmıştım. Yapacak başka bir şeyim yoktu. Aslında vardı, derslerime daha çok çalışmak. Çok çalışırsam üniversiteyi kazanabilirdim. Annem mutluluktan uçardı. Acaba kazanabilir miydim? Tabi ki kazanırdım. Derslerim iyiydi. Öğretmenlerim severdi beni. Sınavlardan hep yüksek not alırdım. Kazanınca ne olacak? Ya Esra ne olacak? Bırak Esra’yı şimdi o başka bir erkeği seviyor. Sen devamsızlık mektubunu ne yapacaksın. Okul zili çalmıştı. Yarım saatlik yürüme mesafesini 20 dakikada yürümüştüm. Eve geldiğimde evde kimse yoktu. Abim okulda, ablam yatılıda, annem ve babam ise işteydi. Sağa sola baktım etraf sakindi. Komşulara sormadım. Hemen yukarı çıktım. Yemek yemek istemiyordum. Yattım, uyuyamadım, acaba devamsızlık mektubu? Komşulara sorsam mıydı? Hayır, böyle bir şeyi sorarsam dikkatleri üzerime çekerdim. Birazcık çıkıp gezeyim dışarıda. Belki iyi gelir. Nasıl iyi gelecek ki. Hava bu! Olsun yine de ben gezeyim.  Çarşıya çıkarım belki. Şu Kenan çarşıdadır. Onunla kafeye gideriz. Kenan’la kafeye gidilmez. Abuk sabuk konuşur o şimdi. Olsun, konuşsun. Hem o Esra’yı tanıyor. Ondan haber alırım. Yürüdüm yolda uzun bir süre. Çarşının altından girip üstünden çıktım ama Kenan yoktu ortalıkta. Kenan olmayınca Esra da yoktu. Üşümüştüm. Hava kararmıştı. Eve gitmeliyim diye düşündüm. Ya ben evde yokken devamsızlık mektubu gelmişse.

Ne yazık ki gelmişti. Ben eve varmadan annem ile babam işten gelmişlerdi. Komşumuz okuldan gelen bir zarfı babamın eline tutuşturmuş. Babam eve gelince hayırdır inşallah diyerek zarfı açmış. İçinde oğlunuzun 15 gün devamsızlık süresi olmuştur diye bir uyarı yazısı eklenmişti zarfın içine. Eve vardığımda zili çaldım. Annem kapıyı açtı. Direkt salona geçtim. Olacakları hissetmiş gibiydim. Annem sobayla barışık bir halde gözlerindeki yaşı siliyordu. Babam elindeki zarfı ve devamsızlık mektubunu göstererek bu nedir diye sordu?

Cevabım yoktu.

Babam:

15 gün nerelere gittin oğlum

Valla baba ben anarşist değilim!

Diyebilmiştim.

Ağzımdan babama karşı çıkan ender sözlerdendi. Ama doğruydu. Anarşist değildim. Okuduğum kitaplar bana haykırmamı söylüyordu.

Önce yer gitti altımdan. Sonra gök üzerime düştü. Babam kaybolmuştu evin içinde.