Serbest Yazılar & Denemeler

Öğrenciler Giderken Tuttuğum Günlükler

Kadere inanırım her zaman, her zaman kalbimin heyecanına bir durak ararım bu zamanlarda. Bu zamanlar hep bir koşturmaca bir telaş içinde geçer bende, bende olanlarla başkalarında olanlar pek örtüşmez bu dünyada. Çünkü bende olanlar öğrencilerimde olanlarla aynı gibidir aynada. An ve zaman dolar takvim yaprağında. Kopara kopara yaprakları sonunda sadece mazi kalır hafızalarımızda. Yaşadıklarımız birer birer yürür koridorlarda, binlerce şair ve yazarın hikâyesi gibi hikâyeler oluşur bende öğrencilerle ilgili. Şimdi anlatsam size her birini gözleriniz dolar  dolar boşalır bu sayfalarda. Bir gün diye başlayıp dört yıllık bir öykü anlatsam size okur musunuz beni? Desem ki size ben kapıdan girince ayağa kalkar öğrenci ve buyurun arkadaşlar dediğimde gözlerime kim ilişir bilir misiniz? Zayıflama iddiasına girdiğim Kubilay’la ne çok kavgalar ettim biliyorsunuz. Kaymakam, hayat hep böyle deyip felsefesini yaptığım Furkan Kılık’a ne demelisiniz. Sena mı Ebril mi desem bilemedim ama bildiğim bir şey beni anlayabildiğiydi iç dünyasında, asrilik herkese yakışmaz bu zamanda. Taklitimi yapan Berk’e hiç kızmadım hayatımda, Batuhan’a hep bir adım yaklaştım yanında, Hilal’e selam söylerken babasını anmadan edemedim dünyamda. Gamze’yle hep bir köşe kapmacaydı hayatımız, Merve’yi bir türlü ayıramadım dünyasından, Furkan Aslan’a ettiğim nasihatler hep bana nasihat oldu hayatımda…

Yaşadım hepsini içimde, bazen dışıma yansıttım. Barış’la yaptığımız kartallar yüksekten uçar filmini bence herkes seyretmeliydi televizyonda. Aynalar söyleyin bana en güzel kim diyor bak Roj’da yanda, Bekircan bir dağ yolunun öğreteceği şeyleri öğrettin bana. Biliyorum her gün sizleri yok yazmak hoşuma gidiyor ama en çok da Ömer’i yok yazmak bana keyif veriyor bu sayfada. Sonra Rumeysa, Özlem ayrılmaz birer çift gibi geçiyorlar yanımdan, Tuğrul’u nasıl mı hatırlıyorum; sağlık katıyla yaşadığı heyecandan, Ferhat benim için de dağları deler misin? Mustafa seni soyadınla anıp bende bıraktığın keyfi sadece kendime anlatacağım. Tuğçe’yi anlatmak için sözcükler aradım cebimde,bulduğum şeyler hep bir güzellik oldu bana. Semih’e okutmak istediğim çok kitaplar oldu ama o beni okudu, kendine yeni kitaplar buldu. Sedef’e bir hikâye yazmak düştü iç dünyasında ne biz okuduk hikâyeyi ne de kendisi yazdı bu dünyada, Burak’la ilgili bir atasözü yazayım dedim: ‘’Sakla samanı gelir zamanı’’ dedi bana, ben samanı değil ama zamanı sakladım hayatımda…

Bana olanlar hep sona kaldı. Son noktayı koymak bana mı kaldı? Oysa ben sadece yazmak için gelmiştim bu sayfaya, iç dökümü yapacak zamanı çoktan aşmıştım.

Sevgili öğrencilerim, hakkımız ve hukukumuz buraya kadar, buradan sonrası başka bir taraf. Beni biliyorsunuz, benden bu kadar, hepinizi seviyorum, hepinizi saygıyla kucaklıyorum. Allah yolunuzu, bahtınızı açık etsin. Eyvallah…